ben buraya hep hikayeler yazmak isteyen biriydim…beni küstürenler oldu, uzun zamandır yokum… en sonunda ….’nın ısrarıyla geri döndüm…

İlk anal…

Alkollüyüm şu an, tekrar memleketteyim… Yozgat gibi küçük ve bir hayli tutucu bir şehirde, üstelik de hayatının önemli bir kısmını “ev kızı” gibi geçiren birinin nasıl alkollü olduğuna şaşırabilirsiniz başta… Şaşırmayın, insan her yerde insan. İçmek istiyorsa içiyor, sevişmek istiyorsa sevişiyor…

daha önceki hikayelerimde dedim ya, ev kızıyım… Evde durmaktan nevrim dönmüş halde o günlerde. Hiçbir şeyi özgür yaşayamamaktan, kurduğum hayalleri gerçekleştirememekten ötürü zordayım. Ben, bu değilim… Değilim ama kıramıyorum bir takım zincirleri…

O dönem hep ama hep radyo dinliyorum. Başka ne yapar ki Yozgat’ta yalnız bir kalp… Radyolara istekler yapmaya başlıyorum. İsteklerim artık nasıl damardansa bazen çalıyor bazen çalmıyor… Bir kısmınız arabesk dinliyordur mutlaka, ama benim kadar dinledi mi bilmiyorum… Gecenin kör vaktinde

Bergen’den “Geceler” dinlediniz mi hiç? Neyse…Güya girişi kısa kesip bu defa erkekler için direk hikayenin köküne inecektim…

Uykusuz geçen gecelerin ardında bir gün atıyorum kendimi sokağa. Yozgat’ın olmazsa olmazı, abazaların sabahtan akşama kız kestiği Sivas Caddesi’ndeyim. Biraz öyle biraz böyle turluyorum… Daha da açıkçası “kaşınıyorum”… Kaşımaya gelenler oluyor sağolsun. Laf atanlar oluyor ama hepsi birbirinin aynı, hepsi aynı hödüklükte…

Bilenler bilir, Sivas Caddesi’nde ……. İnternet cafe’nin önünden geçerken kapıda durmuş 3-4 oğlan laf atıyor tam ordan ben geçerken… “külotlu çorabına kurban olurum” diyor biri, bir başkası “kız sen ne geziyosun bu kılıkta, ..kerler valla” diyor…tepem o anda atıyor…

Çantamda cep çakım var. Öyle ahım şahım bişey değil ama kendimi savunmaya yetiyor işte. Çekiyorum çakımı, dönüyorum çocuklara “…kerler diyosun, kim ..kecek lan beni? Adam mısınız lan siz? Gel buyur, gel .ötün yiyosa .ik lan…hadi lan yiyo mu .ötün?” diye bağırıyorum elde çakı… O az önce bana dümdüz gidenler suspus oluyor, ağızları bile açılmıyor… Bir kızdan korkuyorlar adeta… Onlar hık mık ederken içerden cafenin gediklilerinden biri çıkıyor… boyu benim nerdeyse iki katım, omuzlar geniş, saçlar, kaşlar, kirli sakallar kapkara…

“nooluyo lan burda?” diyip, çakıyı tutan elimin bileğinden tutuyor beni…hayvan! Hayvanoğlu hayvan sanki erkek elini tutar gibi döndürüyor bileğimi.. “aaaah” diyorum, iki büklüm. Farkediyorum benim erkek olmadığımı, bırakıyor bileğimi. Konuşuyoruz biraz, laf attılar diyorum, yapar bu ..rospu …cukları diyor…

Vücudu kaba saba ama ruhu ince belliki… gel, gezeli diyor… ne yalan söyliyim gücü beni etkiliyor…kirli sakalları, o ilk kaba hali…sigara kokan üstü… hiçbir şey demiyorum o gezelim diyince. Belime hafif dokunup kaldırıyor ben, “hadi” diye…itiraz edemiyorum… Sivas caddesinden arka sokaklara yürüyoruz, arabaya götürüyor beni…biniyoruz…araba sigara kokuyor…bi sigara istiyorum, yakıp veriyor…

Bir kadın olarak ne çakmağımın tutulması, ne sigara ikram edilmesi, beni en çok etkileyen şey erkeğin bir sigarayı kendi dudağında yakıp vermesi… “nereye gidiyoruz” diyorum, cevap vermiyor…bir daha soruyorum “.benin .mına gidiyoruz, konuşma çok” diyor…susuyorum…o her şeye hakim tavrı mest etmeye başluyor beni…. Teybi açıyor arabada…ne çıkıyor bilin bakalım? Bergen… deliriyorum…

Yolu yavaştan farketmeye başlıyorum… merkezden çıktık, sorgun’a doğru gidiyoruz… ne işim var benim sorgun’da diyorum. Dünyada yozgattan daha kötü bir yer varsa orası da sorgun. Neyse ki yakkaştıkça anlıyorum. Olayımız sorgun değil. Kerkenez’e gidiyoruz. Harabelerin oraya… yolu anladığımı sanki farketmiş gibi, şoför koltuğunun altında bira çıkarıyor. Hem bana hem kendine…. Bergen çalmaya devam ederken açıp biramı “şerefe” diyorum, vuruyor şişeme

Kerkenez’e tam varmadan arabayı bir soteye çekiyor. Bira içiyoruz. “derdin ne senin” diyor bana… “derdim çok” diyorum… “belli” diyor… hemen her arabayı kenara çekmiş aşık gibi bir öpüşme bekliyorum, bir iki güzel söz…

Oysa biz aşık değiliz…bir birbirimizi tanımıyoruz bile… hiç beklemediğim bir anda saçımı kavruyor…elleriyle sımsıkı… bastırıyor…. Fermuarını açıyor diğer eliyle… karaya çalan bir penis başı görüyorum, tek eliyle sıyırmaya çalıştığı… başım yaklaştıkça hafiften bir koku hissediyorum… ter, sigara, kıl kokusu…erkek kokusu…

Kendi içimden düşünüyorum “Tuğba, direnecek misin yoksa bu kara .ikin kertiğini alacak mısın ağzına”… alıyorum…kaybedecek bir şeyim yok, keyfe bakmalıyım..

Arabanın içinde sıkış tepişiz… kafamı bastıran elini çekiyor, benim uysal olduğumu anlayınca…kertiğini dilleyip başımı soka çıkara git gel yapıyorum…bir iki sefer kafam yanlışlıkla kornaya değiyor..sorgun yolunda durmuş bir arabanın ansızın kornaları çalıyor! Gülüyor…gülüyorum…

Ben gülünce “gülme lan ..ropsu diyip, kafamı çekiyor ansızın. İndiriyor arabadan.. Yandaki çayırlığa gidiyoruz. Misler gibi giydiğim eteğimi belime sıyırıyor…küllotlu çorabımı dizlerime…

Buralarda kızlar kız gibi gitmek istediği için kocaya, anala alışkındır. Erkeği de bunu bildiği için alışkındır… beni sıyırdıktan sonra beklemesinden hissediyorum, tükürme sesini duyuyorum, .kinin başını tükürükle sıvazlıyor…ellerim yol kenarı bir ağaca dayalı, domaltıyor beni…

Domalmayı biliyorum…belin, erkeği mest edecek şekilde kıvrılacak, kıçın torpil gibi havaya kalkacaak. .mını ve .öt deliğini öyle bir sunacaksın ki erkeğine…deli olacak…

Ellerim ağaca dayalı, işte öyle domalıyorum… tükürükle sıvazladığı penisini kıçıma yaklaştırıyor… heyecanlıyım, telaşlıyım…ilk kez oralarımda bir erkek geziyor

Önce bir baskı hissediyorum…itekliyor, girmiyor…bir daha itekliyor, girmiyor… “kasma kendini, serbest bırak .rospu” diyor…o bunu diyince kendimi kastığımı fark ediyorum… derin nefes alıyorum, aynı anda adeta .öt deliğim de nefes alıyor… bunu fırsat bilip ittiriyor ucunu…

Bağırıyorum…yok böyle bir acı! Her kim anal seksi bulduysa lanet olsun ona diyorum…bekliyor… penisinin sadece kertiği içimde..öylece duruyor…bağırmam kesiliyor ama o hala deliğimin içinde…

Yavaş yavaş alışıyorum o içimdeki penis ucuna… acı bir nebze kayboluyor.. .ötümü .iken .ezevenk bu işi biliyor… hafifçe ittiriyor içime…ooohhh… kızlar size nasıl anlatsam, hani çok kakamız olur da bir anda çıkıp gider ya, tam o anki git-gel hissine, o rahatlamaya benzer bir şey…önce delicesine bir baskı, ardından müthiş bir rahatlama…

İttire ittire yavaş yavaş dibimi buluyor… yine yavaş git gelllere başlıyor….aşşaklarını hissediyorum alttan .m dudaklarıma değen… .öt deliğimi an be an genişletiyor… ilk kez bir penisler tanışan deliğim, sıkıca, sımsıcı ve sıcacık kavruyor o penisi… hızlanıyor…solukları artıyor…

.ötümü .ma çeviriyor adeta… .ötümü yol yapıyor…hızlı artık…çok hızlı…canım bir acıyor bir rahatlıyor, bir acıyor tekrar rahatlıyor…ardımı dövdürürken, ardımı döven adam hırlamaya başlıyor…tutunduğum ağacı öyle bir sıkıyorum ki nerdeyse ağaç yırtılıyor…oysa o esnada .ötüm yırtılıyor…
Ardımdaki yabani hırlıyor, hırlıyor, hırlıyor… arka bahçemin derinliklerinde ansızın sıcacık bir şey hissediyorum…kendi vücut ısımdan daha sıcak…köklüyor dibine kadar…öyle bastırıyor ki zor duruyorum…ılık ılık içime akıtıyor…

Devamı ve daha fazlası öncelikle gelecek yorumlara ardından seviyeli mesajlara göre devam edecek… Öpüyorum!

Tuğba…

(seviyesiz yorum ve mesajlar atmayın…yaptırımı kötü olur!)